İnsanın en az DİN kadar sorgulamadan kabule ve inanmaya hazır olduğu ve dolayısı ile aldanmaya açık olduğu konular arasında sırası ile; bilim, özgürlük, demokrasi, insan hakları, çevrecilik, iklim değişikliği, GDO filan var!
Bilim insanlarının bazen en bağnaz din insanları kadar tutucu olabildiklerini biliyoruz. Mesela Isaac Newton bunun bir örneği. Pek çok kişi, bir konuya “bilimsel” yaftası ilişikse, onu sorgulamadan kabul edip, hatta ateşli savunuculuğuna soyunabiliyor. Bilimsel çevreler farklı veya aykırı görüşlere son derece kapalı, hoşgörüsüz, sabırsız ve dışlayıcı olabiliyor. Makale yayınlamaya çalışanlar, tez jürisine çıkanlar veya akademik ünvan tescil ettirmeye çalışanlar bu Vatikan benzeri cadı kazanlarını gayet iyi bilirler.
Özgürlük, demokrasi ve İnsan Hakları her halde beşeri tarihin en büyük yalanı! Doğa’da özgürlük değil, şartlara uyum ile hayatta kalınır. Doğa’da demokrasi değil, büyük balığın küçük balığı yediği düzen vardır. İnsan hakları ise, kurbanlık kuzu hakları veya aç-kurt hakları kadar abes bir kavram olsa gerek. Ancak bunların hepsi insanları sorgulamaksızın kandırılmaya elverdiren kavramlar. Bu kelimelerin telaffuzunda bile insanlar hemen hipnotize olmaya ve trans haline geçmeye, birilerinin güdümüne girmeye hazır oluyor.





No Comments » 
İnsanı tüm diğer canlıdan farklı kılan özelliği aklı ve ölümsüzlük arayışı…
Başlıktaki ibareyi görünce belki çok kişinin aklına “yöneten ve yönetilenler” türü bir klişe gelecek. Ortaya koymak istediğim mesele, Proje Yöneticiliği görev ve sorumluluklarının tam ve doğru bilinmediği ve özellikle başka işlevlerinki ile karıştırıldığı, bu yüzden ciddi ihtilafların ve gerginliklerin yaşandığıdır.
Büyük kaynakların seferber edildiği özgün gerçekleştirme işlerine proje dediğimize göre, bu tanıma uyan Osmanlı devri işlerini merak ettim.
