Delege Etmek!
Delege Etmek fiilinin sözlük karşılığı Türkçemizde; Görevlendirmek, Yetki Vermek veya Aktarmak, Vekil/Temsilci/Elçi Olarak Atamak şeklinde gösterilmektedir.
Pek çok Üst Yönetici neredeyse kesintisiz olarak işlere yetişememek ve 24 saate sığmayacak kadar çok işi ve sorumluluğu taşımaktan muzdariptir. Onlara amirleri ve yakın çevreleri sürekli işleri kendi alt-ekiplerinde çalışanlara “delege etmelerini” telkin ederler. Ancak onlar da “delege ediyorum ama iş dönüp dolaşıp yine bana kalıyor” der… Bu kısır döngüye şahit olanlar çoğunluktadır aramızda.
Nedendir bu ?
Bayrak yarışını düşünelim. Bütün gücü ile koşmuş ve artık devam ederse verimden düşmeye başlayacak yarışçı, elindeki bayrağı taze ve kendini bu yarışı kazanmaya adamış birine verecek ve yarışa tam hız ve tüm potansiyel ile devam edilmesini sağlayacaktır. Ancak bayrağı bir türlü vermez, ya da elinden bırakmaz ve taze koşucu ile beraber koşmaya devam ederse neler olacağını düşünebilir misiniz?
Bazı üst yöneticiler, ellerinde taşıdıkları bayraklarla koşarken, bunlardan bazılarını (belki hepsini) taze ve sadece o bayrağa adanmış kişilere aktaracakken, taze koşucunun eline bir türlü terk edemeyip beraberinde koşmaya devam etmesi, diğer bayrakların da koşucuları ile benzer etkileşim içinde kalmasıyla, yolların, yönlerin, ayakların, ellerin birbirine dolanması ve herkesin külliyen tökezleyerek yuvarlanmaları durumunu göz önüne getirebilir misiniz? Buna benzer durumlar yaşamışlığınız oldu mu?
Üst yönetici, elindeki yetkiyi temsil eden o bayrakları, genellikle kendi konumu ile barışıksızlık ve başkalarına güvensizlik nedenleriyle, bırakamaz. Devrediyormuş gibi yapsa bile, karşı koyamadığı bir dürtü ile bir ucundan tutmaya devam ederek bütün koşu ahengini alt-üst eder.
Yetki bayrağı ne içermelidir? Neyin yetkisi olmalıdır devredilen?
Bunun cevabı çok basittir. Devredilecek yetki karar verme yetkisi olacaktır. Eline bayrak vererek yarışa sizin adınıza devam edecek olan kişiye ne zaman depar atacağı, ne zaman şerit değiştireceği, ne zaman yanındakine yol vereceği veya omuz atacağına dair karar verme yetkisini de vermek zorundasınız. Bayrağı vermenin anlamı budur. Bu karar verme yetkisi ve özgürlüğü beraberinde sonuçlara katlanacak olmak ve katlandıracak olmak sorumluluğunu da getirir elbet, bundan doğal bir şey olamaz.
Bundan sonra bayrağı elinize verdiği halde bir türlü ucunu bırakmayan ve yanınızda koşmaya devam eden amirinize iki çift sözünüz olacaktır sanırım J
Güzel bir yazı, teşekküler.
“delege ediyorum ama iş dönüp dolaşıp yine bana kalıyor” şu cümlenizde bizzat beni anlattınız sanırım. Yolun, proje yöneticiliği kısmında, çok ama çok başındayım. Üniversitede öğrenciyim ve proje ödevlerimiz oluyor… Bu durumu birebir arkadaşlarımda yaşıyorum. Ödev konusu belirleniyor, görev dağılımları yapılıyor, bir konuyu derleme günü belirleniyor. O gün geldiğinde kimse, ben hariç, birşey yapmamış geliyor. E-e sonra?
“E ben bunu yapamadım.” ” E ben bunu anlamadım.” “Arkadaşım bunu böyle yaparsan, bir sıkıntı olmaz.” “Ya ama anlamadım?!” ” Tamam, bırak ben yaparım :s”
Her projede bu konuşmalar bu şekilde gelişiyor ve bir bakmışım projenin tamamını elden geçiriyorum.
Bu kadar konuya kendini kapatan insanlara nasıl güvenilip iş teslim edilebilir ki ?!
İş takibi Ayşegül Hn., iş takibi. Periyodik olarak görevlendirilenlerden işilerini sorun. Tlf. posta vs. ile de olsa İŞ TAKİBİ gerekir. “Eşeği saldım çayıra” olmamalı! Bu da zaten Proje uygulamacısının ( kim se o, Örn: Prj.Müdürü.) görevi dir.
Saygılar. İÇ MİMAR Y. Sinan ŞENOL.
Sinan Bey,
Yerden goge kadar haklisiniz. Aslinda dediginiz kagit uzerinde gun gibi asikar. Ote yandan, gercek hayatta kazin ayagi baska olabiliyor, burada da Aysegul Hanimin derdine kulak vermek lazim. Ayakta cok guzel duran bir ayakkabinin belki ne kadar aci verdigini giymeyen bilemez…