Yaptıran ve Yapan Meselesi
Başlıktaki ibareyi görünce belki çok kişinin aklına “yöneten ve yönetilenler” türü bir klişe gelecek. Ortaya koymak istediğim mesele, Proje Yöneticiliği görev ve sorumluluklarının tam ve doğru bilinmediği ve özellikle başka işlevlerinki ile karıştırıldığı, bu yüzden ciddi ihtilafların ve gerginliklerin yaşandığıdır.
Örnek; Takımının başkanı ile teknik direktörünü düşünelim.
Örnek; Filmin yapımcısı ile yönetmenini düşünelim.
Örnek; Orkestranın şefi ile başkemancısını düşünelim
Örnek; Şirketin genel müdürü ile işletme müdürünü düşünelim.
Örnek; Karargâhın komutanı ile birliğin komutanını düşünelim.
Bu örnekleri daha fazla çoğaltmadan, sadede gelelim ve şöyle bir karışıklık olsaydı ne olurdu acaba diye düşünelim. Mesela, bir kulübün başkanı ile teknik direktörünün yerleri değişse veya film yapımcısı ile yönetmeni yer değiştirse veya orkestra şefi ile başkemancı yer değiştirse, genel müdür ile işletme müdürü yer değiştirse ve nihayet, karargâh ve birlik komutanları yer değiştirseler ne olurdu? Bu görevler birbiri ile karıştırılsa ve hele biri öteki ile aynı zannedilse ne olurdu? Zaten bunların birbirinden farkı ne ki?
Fark icra unsurunda yatıyor. Yani birinci görev icra edilmeyi sağlıyor, ikinci görev bizzat icra ediyor. Yaptıran ve yapan meselesinden kastımız bu. Yaptıranlar ve yapanlar da silsile halinde en üstten en aşağıya kadar gidiyor, elbette. Yani her görevin içinde mutlaka yapma ve yaptırma unsurları var. Ancak bu silsilede en üst noktaya yaklaşırken bizzat yapan kişiler ile yaptıran kişiler arasında icraat ve yönetim erklerinin biraz daha belirgin bir ayrışım yaşadığı bir eşik var. Yukarı çıktıkça icraat (yapan) ağırlıklı faaliyet, yerini yönetim (yaptıran) ağırlıklı faaliyet ve sorumluluğa bırakıyor.
İşte proje yöneticiliği görev ve sorumluluklarının eksik ve yanlış bilinen tarafı da budur. Proje yöneticiliğini icraat tarafı ağır basan bir görev olarak düşünme eğilimi yaygındır. Gerçekte ise, proje yöneticiliği, kulüp başkanı, film yapımcısı, orkestra şefi, genel müdür veya karargâh komutanı gibi, sonuçlardan bizzat etkilenecek ve bedel ödenecek bir görevdir. Şampiyonluk kaybedilirse teknik direktör veya takım kaptanına bir şey olmayabilir, ama kulüp başkanı mutlaka zarar görür. Film gişede iyi sonuç almaz ise yönetmen veya oyuncular zarar görmeyebilirler ama yapımcı mutlaka kaybeder.
İşte proje yöneticisini, proje ekibinde yer alan diğer kişilerden ayıran temel unsur budur. Onun kaybedeceği şey, ödeyeceği bedel ya da sorumluluğu, diğer tüm ekip üyelerininkinden fazladır. Dolayısı ile bu durumu dengeleyecek oranda yetkisi olmalıdır. Dolayısı ile proje yöneticisinin soyunup sahaya çıkması, rol yapması, tüfeği alıp cepheye koşması vs beklenmemeli, bunun yerine, bulunduğu geniş görüş alanı olacak konumdan tüm görüntüyü görebilmek ve ekip üyelerini genel hedef doğrultusunda yönlendirebilmek yetki ve imkânına sahip olmalıdır.
Projesine bir proje yöneticisi atamak isteyecek olan girişimciler de bu özelliği unutmamalıdırlar.
okul içi ilişkiler; müdür – öğretmenler ; öğretmen – öğrenciler
aile içi ilişkiler ; ebeveyin – çocuk
kendi içimizdeki ilişkiler ; içimizdeki farklı “ben”ler
national geographic’teki doğal birlikler içindeki ilişkiler (Arslan Kral )
çeşitleme çok ama, özünde aynı temellere dayalı yönetilen-yöneten ilişkileri.
Yanılıyor muyum acaba ….
Çok haklısınız.
Bu yazının amacı, daha ziyade Proje Yöneticiliğinin icrai işlevlerden çok yönetsel işlevlere yönelen bir sorumluluk olduğunu vurgularken, yaygın olarak ilgili sektörlerde proje yöneticilerinden icra işlevi beklentisinin ağır bastığına işaret etmekti…
Açıkanmak istenen olgu doğrudur fakat verilen örnekler uyuşmamış! Örneğin film yapımcısı ile yönetmeni benzetmesi verilen mesaj ile hiçbir şekilde uyuşmuyor; hatta ters örnek olmuş! Çünkü örnekte proje yöneticisi, film yapımcısı ile özdeştirilmiş. Halbuki bir projede, proje sponsoru ya da destekçisi ancak bir film işinde yapımcıya karşılık gelebilir. Bu durumda proje yöneticisi de film yönetmenine tekabul eder. Ayrıca da bir film başarısız olursa yapımcı yalnızca para kaybederken, yönetmen çok daha fazlasını kaybeder. Çünkü filmler yapımcısına göre değil, yönetmenine göre anılırlar. Hatta öyle ki filimler anılırken “bir Polanski filmi” gibisinden yönetmenini adı ile anılır. Nasıl ki filmin başarısı yönetmeninden sorulursa, projenin başarısı da aynen öyle yani proje yöneticisinden sorulur.
Benzer şekilde klup başkanı ile teknik direktör örneği de yanlış. Hatta öyle ki kendi içinde bile yanlışlığı ortadadır. Takım başarısız olursa ilk yollanan her zaman teknik direktör olmuştur. Klüp başkanı ise parayı veren yani sponsor yani destekçidir. Teknik direktör ise proje yöneticisinin ta kendisidir.